
Bir yapı, kendindensonrasına emanettir
Yapıyı belgeleyen, projelendiren, izin sürecini yürüten ve geleneksel malzemeyle uygulayan bir ekibiz.
Yapı, sahibinden çok sonrasına aittir
Tarihi bir yapı, üzerinde adı yazan kişinin malı olmakla kalmaz. Onu yapan usta, taşını ocaktan çıkaran işçi, kitabesini yazan hattat ve o yapının gölgesinde büyüyen mahalle de o yapının sahibidir. Bugün ayakta duran her tescilli yapı, kendinden sonrasına bırakılmış bir emanettir.
Safir Restorasyon bu emaneti sahada karşılayan ekiptir. Yapıyı belgeler, projesini çizer, Koruma Kurulu sürecini yürütür ve onaylı projeye göre uygular. Türkiye'nin her ilinde çalışırız. İş uzaktan yönetilmez, yapının bulunduğu yerde durulur.
Yapan da, koruyan da aynı şeyi söyler
Dört yüz yıl ve iki bin kilometre arayla yazılmış iki cümle. Biri kubbeyi kuran ustanın, biri onu sonraya bırakma sorumluluğunu tarif eden yazarın.
Ol kadar büyük kubbeyi durdurmak gayet zordur dediklerinde, bu hakirin yüreğinde bir ukde olup kalmıştı.
Onlar bizim değildir. Bir bölümü onları yapanlara, bir bölümü de bizden sonra gelecek bütün kuşaklara aittir.
Dört ölçü, her yapıda aynı
Yapılar birbirine benzemez; ölçüler benzer. Aşağıdakiler bir vaat listesi değil, sahada zaten böyle çalıştığımızın adı konmuş hâlidir.

Yerelde duran taş, dünyanın mirası
Bir çeşme Beyoğlu'nda bir sokağın içindedir, bir zeytinyağı fabrikası Ayvalık'ta denize bakar. İkisi de önce bulunduğu mahallenin, sonra bu ülkenin, sonra da insanlığın ortak kaydıdır. Ayvalık'ın endüstri mirası bu yüzden UNESCO'nun Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alır.
Koruma ölçüleri de o yüzden tek bir ülkenin ölçüsü değildir. Bir yapıyı belgelemek, özgün malzemesiyle onarmak ve sonradan ekleneni gizlememek, dünyanın her yerinde aynı anlama gelir. Biz de bu ölçülerle çalışırız.
Buradan nereye bakılır?
Yapınızı birlikte değerlendirelim
Konumunu, birkaç fotoğrafını ve elinizdeki belgeleri paylaşın; yapınıza özel iş sırasını çıkaralım. İlk görüşme bir keşiftir, taahhüt değildir.